Sussex'te Piltdown köyü yakınlarında bir kum ocağında insana ait olduğu çok belirgin ve kafatasının sol yanını büyük ölçüde tamamlayan 9 parça bulunur. Ayrıca aynı yerde insanımsı bir maymuna ait bir çenenin sağ tarafının bir parçası da bulunur. İki öğütücü dişi bulunan bu parçada kafatası ile bağlantıyı sağlayan kısım eksiktir. Yine aynı fosil alanında erken pleistosene tarihlenen kunduz kızıl geyik ve at gibi hayvanlara ait parçalar ve kabaca yontulmuş taş aletler bulunur. Antropolog Charles Dawson tarafından Aralık 1912’de antropoloji dünyasına erken pleistosene ait bir fosil olarak duyurulur. Çarpıcı bir isimle birlikte; Dawson’un Şafak İnsanı.!!! 

Ancak o zamana kadar bulunan tüm fosillere karşıt gibi duran bu olgu bilim dünyasında tartışılmaya başlanır. Çünkü kafatası ölçümleri erken paleistosen döneme değil daha sonra gelen dönemlere uyacak kadar büyük bir beyin sığasına işaret etmektedir.

Bu tartışmada İngiliz antropologlar tarafından ısrarla fosilin doğruluğu savunulurken ana kara Avrupalı ve ABD'li antropologlar çene kemiği ile kafatası parçalarının rastlansal olarak bir araya gelmiş olabileceğine dikkat çekmeye çalışır.

Nihayet 1935 yılında fosilin bulunduğu tortul katmanının erken pleistosen döneme değil alt pleistosen döneme ait olduğu anlaşıldı. Çene kemiği bir yana bırakılırsa genel insan evrimi ile uyuşan bir örüntü ortaya çıkmıştı. Ama hala cevaplanamayan bir sorun insanımsı maymuna ait olan çene kemiği ne olacaktı. Sorun 1953 yılında Venner-Grenn vakfının Londra'da düzenlediği toplantıda Oakley ve Joseph Weiner arasındaki tartışmaya kadar unutuldu. Bu tartışma da Weiner'in Piltdown İnsanının bilimsel olarak açıklanamamasının tek nedeninin buluntuların düzmece olabileceğini ileri sürmesi ile yeni bir boyut kazandı. Ertesi gün meslektaşı Clark ile birlikte buluntular incelendiğinde sahtekarlık ortaya çıktı. Öğütücü dişlerin zımpara ile düzeltilmiş olduğu anlaşıldı. Yani birileri alt pleistosen döneme ait kafatası parçaları ile görece yakın döneme ait bir maymun çene kemiğinindeki öğütücü dişleri biraz zımparalayarak “insansılaştırmıştı”.

Bu bulgular 1982 yılında biyotıp uzmanı J. Lowenstein tarafından tekrar doğrulandı. Çene kemiği bir orangutana aitti.

Burada dikkat edilmesi gereken şey bilimin çalışma yöntemidir. Bir fosil buluntusu ile ortaya konan bir savın yine bilim insanlarının çabalarıyla nasıl bir sahtekarlık olduğu açıklanarak bilimin dogmaları olmadığı gösterilmiştir.

Bilimi dogmalardan ayıran şey de işte tam budur. Yanlışlanabilir veya doğrulanabilir olması.

Yorum yapamazsınız. Yorum yapmak için sayfaya giriş yapmanız gereklidir.

İlgili Haberler

Son Evrim Haberleri Yorumları

" Bir maymun ve bir kelebek hakkında büyük bir fark yoktur. Ne de olsa, bir kadın ve erkek arasında olandan çok daha az fark vardır. "
[Georges Wolinski]